Sevginin yasası ve şiddetin yasasının kitabının incelemesi

Sevginin Yasası ve Şiddetin Yasası

Tolstoy’un Birinci Dünya Savaşı öncesinde yazdığı bir kitaptır “Aşkın Yasası ve Şiddetin Yasası” veya bir diğer adıyla “Sevginin Yasası ve Şiddetin Yasası”. “Artık susamam” diyor Tolstoy. İki karşıt sevgi ve nefret kavramın birbiriyle aynı addedildiğini gördükten sonra artık susamam… Lev Tolstoy, sevginin nefretle sağlanamayacağını İncil’den örneklerle açıklarken konunun İslamiyet, Hristiyanlık veya bir başka dinin olmadığını yalnızca sevgi olduğunu belirtir. Konu evrensel yasa olan sevgi yasasını doğurmaktır. Peki nedir sevginin yasası?

SEVGİ YASASININ ANLAMI

“Biz ancak, ölümden hayata geçtiğimizi biliriz, çünkü kardeşlerimizi seviyoruz. Sevmeyen ise ölümde kalır.” (Yuhanna). İncil içerisinde sevgi yasasını en net anlatan ayetlerden birisidir bu. İman, sevgide bir olmaktır. Nasıl ki vücut üyeleri sevgi ile tam bir uyum içinde ilerler ama nefretle yıkılırsa hayatlarımız da sevgi yasasının dışavurumudur. Sevgi yasasına uymayan birisi kendi varlığının ve doğasının hainidir, sevgi ve erdemin kalkanını kuşanan ise hiçbir nefret kılıcına bertaraf olmaz. Çünkü doğal durum sevgi iken nefret ancak sevginin eksikliğinden doğar. Pek doğaldır ki sevgi, öylesine bir sözcük değildir. Bu, varlığın hakikatini kavrayıp her gelenin bir olan varlıktan geldiğini anlamaktır. Bu sebeple sevgi yalnız bizi sevenleri değil bizden nefret edenlerin de sevgisidir. Yalnız kişileri değil olayları da sevi ile kavramaktır. Tolstoy İsa’nın sevgi ile ilgili sözünden alıntı yaparak “Eğer yalnız bizi sevenlere sevgi duyarsak ne ödülümüz olur? Günahkarlar da öyle yapmıyor mu?”. Demekki sevgi, hiçbir koşul ve istisna gözetilmeksizin uyulması gereken bir yasadır. Sevgide diri nefrette ölü olmak lazımdır.

Sevginin içerisinde insanın tekamül edeceğini savunur Tolstoy. Çünkü bilgelik yaratıcıya benzer olmaktır. Dolayısıyla yaşamak arzu, tutku ve kazanmanın beklenmesi gereken bir fiil değil yaratıcının sevgisini kazanmaktır. Yaşamak tanrının sözü olmaktır ve her cümlede O’nu kurmaktır. İnsanın kendi kurduğu sevgi yasası ise onu hep hüzne sürüklemiştir. Çünkü insanın yasası insan olmaklığın yasası değil bedensel olmanın yasası olmuştur çağlar boyu ve sevgini izleri hiç görünmez olmuştur. İnsanın sevgi yasasından söz edebilmek için insanı anlamak lazım gelir. İnsan ise tanrının kendisinden üflediği nefestir. O halde maddeye bağlı kalmak ve onun isteğini yerine getirmek bir o kadar sevgiden yani kendi özünden uzaklaşmaktır. Nitekim hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Her yerde hazır ve nazır olan sevgi yasasına kulluk eder insan. Bu sevgi yasası her düzeni var eden ve her uyumu sevgiyle meydana getiren yine bu sevgi yasasıdır. “Sevgili kardeşlerim, birbirimizi sevelim. Çünkü sevgi Tanrı’dandır. Sevgiye sahip olan herkes Tanrı’dan doğmuştur ve Tanrı’yı tanır. Sevgisiz kişi Tanrı’yı tanımaz. Çünkü Tanrı sevgidir.” (Yuhanna). ‘‘Nitekim, O’nda yaşıyor ve hareket ediyoruz; O’nda varız.’’ Bu ayetler sevgiyle sarmalanmış insanı anlatır. O’nu yaratan da sevgiyle özdeştir.

Sevginin istisnasının olmayacağını söyledik. Tek bir açıklık ve kusur tüm bir sevgi bütünlüğünü bozabilir. Şu halde sevgi varolmanın sevgisidir. Böylece sevginin gerçeği insanı özgür kılacaktır. Çünkü varlığın sevgisine sahip olan ve her gelenin varlıktan geldiğini bilen birisinin hapsolacağı bir durum yoktur. Sevginin saadetine sahip olmak birçok yanlışı ihtimal dışı bırakacaktır. Sevginin pasif bir duygu olduğu düşünülmemelidir. Tam aksine akıl şiddeti yasak ettiği için sevgi ön plandadır ve sevgi aktiftir. Çünkü insan şiddetten anlıyorsa sadece ona neden akıl verilmiş olabilir? Şiddeti şiddetle yenmek ancak daha da büyük bir şiddete yenilmiş olmak ve sevgiye düşman olmak demektir. İnsanlar nefretin daha ileriki bir sevgi çağı insan kullanılabileceğini söyler durur. Fakat nefretten sevgi değil ancak daha büyük bir nefret doğar. Kötülüğü sevgiyle yenmeyi buyurur Tolstoy.

Peki, sevginin bize hakim olması nasıl mümkün olacaktır? Bu sevgi yolunda hangi gayretler sarf edilmelidir? Öncelikle Tolstoy bunun bireysel bir savaş olduğunu söyler. Yani bu savaş ruhun çalkantılarını sevgiyle dindirmek üzerinedir. Bizden nefret edenlere karşı bile sevgi beslediğimizde hiçbir olumsuzluğun insanı yıkamayacağını söyler Tolstoy. Bizler halen zamanı gelmemiş bir saati gösteriyoruz. Fakat sevgi yakındır ve bu sevgi çağının tohumlarını şimdi dikmekle zamanı filizlendirebiliriz. Ortaklarımızın az olduğuna bakmaksızın sevginin suyuyla beslenmeli ve çiçek açmalıyız. Sevgi mevsiminde birinci mi bininci mi çiçek olduğumuz önemli değildir. Yapılması gereken hayatın batıl sosyal hedefleri yerine çürütülemez, yıpranmaz bir gerçeğe, sevgi yasasına uymaktır. Sevgi yasası gerçekten kavrandığında daha ilk günlerden sevginin bir mutluluğu ve yine sevginin getirdiği özgürlük hissedilektir. Daha öncesinde bizlere sıkıntı veren durumlar ve şartlar sevginin basit bir buyruğu ile büyüyen sevinçler haline gelecektir.

SEVGİ YASASININ UYUMSUZLUĞU

Sevgi yasasının hedef olmasını söyledikten sonra sevginin uyumsuzluğu çıkar karşımıza. Pascal bunu yaşayan birinin öncelikle hangi amaç için yaşaması gerektiğini sorarak açıklamaya başlar. Aklı başında kişi tanrıyı ve ruhu düşünür ama birçoklarının bundan uzak olduğu barizdir. Gerçek bilgi olmadan gerçek sevgi olamaz. Çünkü hangi saiklerle sevgiye tutunmalıdır bilmez insan. Birbirine egemen olma yasasına tabi olan doğa sevgi yasasına yabancıdır. Bu yüzdendir ki uyumsuz sevgi doğası şiddetin doğası ile uyuşturulmaya çalışılırken başarısız olunur. Yaratıcının sevgisi ve takdirini kazanmak için çıkarılan savaşları örnek verir Tolstoy. Nefretin üzerine inşa edilen sevgi elbette yıkılır. Sevgisizliğin kazancını yemiş olanlar nefretin sevgiyle yenilemeyeceğini savunur. Bunlar sevginin ışığına gelmemek isteyen çünkü sevgisizliğin karanlığından beslenen insanlardır. Belli ki nefreti ve sevgiyi buyuran iki karşıt doğadır. Nefreti duyumsatan bedensel acılarken ruh bu acıdan pay almaz. Bu durumda sevgiyi buyuran da ruhtur. Beden bir hapis iken ruh kapı ve sevgi anahtardır. Gelin bu anahtarı kullanıp sevgi hazinesini açalım der Tolstoy.

Geleceğe Dair Süren Bir Umut

“Ve uyanış her an gerçekleşebilir.” Bu kitabı yazdıktan 15 yıl sonra hala sevginin umuduna sahip olduğunu söyler Tolstoy. Çalışmamızın amacı ne kadar uzaksa o denli büyük bir sonuç meydana gelecektir. Sevgiyi keşfetmek değil sevgi yasasının üstünü örten yalanı yıkmaya ihtiyaç vardır. Sevgi yasasından o kadar küçük adımlarla uzaklaşıyor ki insanlar dehşetin sonunu göremiyorlar. Öyle ki sevgisizlik sanki insanın doğal bir durumuymuş gibi görünüyor. Fakat sevgi ve hikmet olmadan insanlar nasıl mutlu olabilir? Sevgi çağına ulaşmanın yolu dünyevi sorunları çözmek değildir. Herkes bireysel hayatına odaklanmalıdır. Dünyanın sevgi çağına ulaşmasından ziyade kendi dünyamızın sevgi çağına varmasını gözetlemeliyiz. Sevginin buyrukları herhangi bir kitapta yazmaz. Sevgi yasası zaten vicdanın sayfaları arasındadır. Tek yapılması gereken sayfayı biraz aralamak ve sevgi sözcüklerini okumaktır. Bırakın sevgi yasası işlesin ve nefret hüküm giysin. Sevginin buyruğu bugünden şunu haykırıyor: “Dünyada sıkıntınız olacak. Ama cesur olun, ben dünyayı yendim!”

 


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Yorumlar

“Sevginin Yasası ve Şiddetin Yasası” için 2 yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir