Nietzsche'nin hayatı, felsefesi ve karakteri

Nietzsche Hayatı ve Felsefesi

Friedrich Wilhelm Nietzsche, 1844-1900 yılları arasında yaşamış ünlü Alman filozoftur. Nietzsche, ortak kabullere savaş açması ile tanınır. Nietzsche’nin felsefesini şiirle sunması Nietzche’nin popülerliğini arttırmıştır. Nietzsche her ne kadar çok kişi tarafından tanınsa da bir o kadar anlaşılmaz kalmıştır. Bu yazıda hem Nietzsche’nin hayatına hem de yanlış anlaşılmış düşüncelerine yer vereceğiz.

NİETZSCHE’NİN KARAKTERİ VE FİKİRLERİ

Nietzsche çocukluğundan itibaren sessiz ve içine dönük bir insan olmuştur. Nietzsche, Basel Üniversitesi’nde aldığı filoloji eğitimiyle beraber felsefeyle de ilgilenmiştir. Nietzsche’nin meşhur fikirlerinden birisi üst insan ve alt insan kavramlarıdır. Üst insan kavramı sanılanın aksine güç veyahut haz peşinde koşmak değildir. Çünkü Nietzsche’ye göre üst insan erdem peşinde koşan kişidir. Öyle ki, Nietzsche bu kişinin erdem yolunda kendisini bile unutacağını ve yalnızca erdeminin ruhu olacağını ifade etmektedir. Nietzsche kendi üst insan kavramını yanlış anlayıp hazları peşinde, oyun-eğlence peşinde koşan kişileri hayata inanmayan kişiler olarak tanımlar. Bu insanlar hayatlarına ve varlığa haksızlık etmektediler. Çünkü Nietzsche’ye göre bu insanların ruhları hazlara köle olmuş ve arzular karşısında önemini yitirmiştir. Çünkü Nietzsche insanı kendi peşinden veya bencil zevkleri peşinde koşan biri olarak görmez. Nietzsche’ye göre insan, üst insan ve hayvan arasındaki bir köprüdür. İnsan gelecek olanın patikası, yolu ve köprüsüdür. İnsanın amaç değil bir geçiş olduğunu söyler Nietzsche.

Nietzsche, “yaşıyoruz, gidiyoruz ve sonunda ölüp gideceğiz. Ne önemi var hayatın?” diyen insanları doğrudan aptal olarak görür. Çünkü Nietzsche’ye göre bu tür insanlar hem kendilerinin hem de varlık alemininyalnızca tek bir yüzüne bakıp genel hakkında yorum yaparlar. “O yüzden görmezler” diyor Nietzsche. Birçok konuda olduğu gibi felsefede de görmeyenler aslında kendileri görmezler. Çünkü insanın hayatını bu kadar değersiz, anlamsız ve küçük görmek saçmadır Nietzsche’de. İnsanın kendisi üst insan olamıyorsa bile gelecek olan üst insanın yolunu hazırlamalıdır. Nietzsche sadece üst insanın bahçesine fidan ekenleri sevdiğini söyler ve ilimde ego yapan insanları yine bir köle olarak görür. Çünkü Nietzsche’ye göre zaten bir savaştaysak kimin savaşta ne kadar yardımda bulunduğunu ne önemi vardır? Böylece aşağılık istek ve arzularını hayat pınarına bulaştırmadan şerefli bir şekilde yaşayan insanları ister. Belki de Nietzsche bir gece eline mum alıp “insan arıyorum” diyen Diyojen’le aynı arzuyu taşır.

Nietzsche'nin üst insan(ubermensch) ideası ve felsefesi

ÜST İNSAN VE ALT İNSAN KAVRAMI

Nietzsche’ye göre bu haliyle insan bir zorunluluk değil olanaktır. İnsanın yaşayışı ileriye dönük bir yaşayış olmalıdır. Nietzsche insanı beğenmediğini çünkü henüz ölgunlaşmamış olduğunu söyler. Potansiyeli olup da kullanmayan bir kişiden daha acınacak kim vardır? Nietzsche ilkten bize sürü insan kavramıyla açıklar bunu. İnsanların alt insanlardan oluituğunu söyler. Herakleitos gibi Nietzsche de bunlara “ayaktakımı” gözüyle bakar ve insanlığın neredeysen tamamının bu durumda olduğunu söyler. Bu sürünün en belirgin özelliği ise inançtır. Nietzsche burada inanç derken sadece dini kastetmez. Günümüzde olduğu gibi Nietzsche bu inancın bilim de olabileceğini söyler ve de insanların hakikatin ancak sathını görebildiklerini söyler. Yüzeysel doğrularla hakikatin derinliğine hiçbir zaman varamayacaklardır. Böylece varlıkları varolmayan fikirlerle eriyip gidecektir.

Bu insanlar ünvanların ve makamların ardına sığınırlar. Bu insanlar makamların insanları köle yaptığını duymamış olabilirler mi mağaralarında? . Örneğin bir profesörün fikirlerini doğruluk ve yanlışlık üzerinden değil sahip olduğu ön addan dolayı benimserler. Tıpkı Platon, Sokrates ve Aristoteles’te olduğu gibi Nietzsche’nin de sofistlerden rahatsız olduğu görülür. Bu insanlar sahte ve güzel bir üslupla insanları kendine çekerler. Kendilerinin tanınır olduklarını söyleyerek insanları aldatırlar. Ve bu insanları takip edenler nihayet onlar gibi olurlar ve cehaletlerinin de farkına varamazlar. Bu insanlar kuyuya uzun süre bakıp tek gerçekliğin karanlık olduğunu zanneden kişilerdir. Fakat ne zaman ki üst insan çıkagelir bir sahteliğin içinde varolan bu insanların cehaletini yüzüne vurur o zaman bu insanların sahteliği aşikar olur. Nietzsche sürü insanın bu kişiye içten içe düşman olacağını da söyler çünkü artık gerçekliği göremezler. Yani dışına çıkamadıkları karanlıkta ışıktan rahatsız olurlar.

ÜST İNSANIN YAPMASI GEREKENLER

Nietzsche bize sürüden çıkmayı başaracak kişinin nasıl olması gerektiğini anlatır. Bu üst insana giden yoldur. Her şeyden önce Nietzsche üst insanın dağlarda yaşamaya alışmaya başlaması gerektiğini ve bu kişinin artık sürüyle hareket etmemesi gerektiğini söyler. Nietzsche bu koşan bir sürüde durmak gibidir der. Her şeye rağmen cesur, yürekli ve hem kendine hem de başkalarına karşı dürüst olmalıdır. Ne kadar katı ve sert olursa olsun, ne kadar zarar görürse görsün Nietzsche’ye göre insan her zaman dürüst ve net olmalıdır. Sürüden ayrılan, toplumun örf veya adetlerine uymayan bir kişi tehlikeyle karşı karşıyadır. Bu tehlike her şeyden nefret etmek, hayatı sevmemektir der Nietzsche. Bu yüzden insanın sürüden kurtulup üst insan olması için yaşamı sevmesi gerektiğini söyler.

Yaşamı sevmeyen biri, bir şeyi başarmaya değer görmez. Nietzsche’ye göre ilk adım budur ve ancak bu yolla üst insan olunur. İnsanlar ne der gibi detaylara takılmayan, tamamen içine dönmüş katı birisi haline gelir. Zorunlu olarak katı olur diyor Nietzsche. İnsan dürüstlük yüzünden başıma bir şey gelir mi diye sormamalı. Nietzsche’ye göre bunun umrunda bile olmaması gerekir. Şehir yaşamında başına gelmeyecek şeyler artık dağlarda başına gelebilir. Nietzsche’nin bu düşüncesi Hamlet’in bir sözünde açıklanabilir: “Kaderim çağırıyor beni”. Çünkü doğrusunu yaparsan gerisinin önemi yoktur. Bu insana bir şey daha lazım der artık yukarıdan bakarken sürüye. Nietzsche’de bu vicdandır. Çünkü vicdan olmazsa Hitler gibi cani birisine dönüşür insan. Hitler de Nietzsche’ye hayrandır ama en sonunda Nietzsche’nin asla tasvip etmediğini birine dönüştü.

“TANRI ÖLDÜ, ONU BİZ ÖLDÜRDÜK”

Nietzsche’nin kısa ve belagatli cümlelerinden biridir bu. Fakat felsefede birçok konuda olduğu gibi bu sözü de yanlış anlaşılır. Nietzsche burada ateizmi ortaya çıkarmamaktadır. Sanıldığının aksine bu bir tanrıyı reddediş değil tanrıyı kutsayıştır. Nietzsche’ye göre insanlar bir tanrı yaratır imgelerinden ve yaptıkları ahlaksızlıklara erdem adını verirler. İnançlara sığınırlar ve bunu da doğrular olarak gösterir bu insanlar. Bu inançların insanlara sahip olduğunu söyler Nietzsche ve üst insan bu bağları atmalıdır. Bu yüzden tanrı öldü der. Çünkü insanların tanrı dedikleri şey siyasetten başka bir şey değildi. Kendi arzularına ulaşmak için bir araçtı yalnızca. Para, materyalizm, güç diyerek ezip geçtiler tanrıyı der Nietzsche. Çünkü Nietzsche için ayaktakımının tanrısı insanlara bu şeyleri vaat etmişti. İnsanların tanrı dediği şey bu güç olduğu için tanrı modelleri öldü.

nietzsche'nin tanri fikri ve tanrı öldü sözü
Nietzsche

Nietzsche dinlerdeki tanrıya olmasa da bir yaratıcıya bir enerjiye inanır gibi duruyor. Çünkü sürekli erdemden, ruhtan ve tinden bahseder felsefesinde. Nietzsche’nin bir yaratıcı düşüncesi olmasa felsefesinde bu gibi düşünceleri çok dolandırmazdı diyebiliriz. Nietzsche bedenden bahsederken aslında ruhtan bahseder. Aristoteles gibi beden dediğimiz şey de ruh dediğimiz şey gibidir. Nietzsche bizi görünenlerden ziyade görünmeyenlerin yönettiğini söyler. Bu noktada Nietzsche yine hocası saydığı Herakleitos’a katılmaktadır. Toplum eğer birine iyi diyorsa o kişiye egale etmek istediğindendir bu. Toplum insanları överek kendi gibi yapmaya çalışır. Nietzsche yaşamak istiyorum, varolduğumu hissetmek istiyorum diyen insanları da eleştirir. Bzaöyle bir irade şekli yoktur çünkü halihazırda insan zaten vardır. Nietzsche’ye göre bir şeyi yıkmadan iyi biri olunamaz ve Nietzche’de en kötü şey hakikatin çarptırılması ve gizlenmesidir. Çünkü bir gerçek gizlendiği anda artık zehirli bir şeye dönüşür ve Nietzsche açık olan, net olan şeyleri severim der.

CANAVARLARIN EN BÜYÜĞÜ DEVLET

Nietzsche düşman arayan insanların kimliklerine bakmasını söyler ve Nietzsche’nin devlet düşmanlığının asıl sebebi devleti ayaktakımının oluşturması sebebiyledir. Sürünün aptallıkları devlet güvencesine alınarak yaşatılır. Artık bu ayaktakımı hiç suçun olmadan seni içeri atabilir der Nietzsche. Devlet denen şeye ait her şeyin yalan olduğunu belirtir ve Nietzsche devlet için en sahtekar canavar lakabını kullanır. Devlet tarihle varlığını sürdürür. Savaşlar yaratıp kahramanlarla varlığını devam ettirir. Devlet çamurun yani sürünün üzerine kurulmuş bir tahttır Nietzsche’de. Ve bu taht bir puttur ve ona tapanlarında putperest olduğunu söyler. Böyle insanların da hakikatle hiçbir ilişkisi olmadığını söyler Nietzsche. Bu sebeple Nietzsche için kişinin kurtuluşu dışarda değil kendi içinde yatar. Çünkü Nietzsche için kendisine faydası olmayanın toplumuna veya bir başkasına da faydası olmaz.

İNSANLIĞIN ŞİMDİSİ VE GELECEĞİ

Nietzsche bütün bir insanlık tarihinden bahsetseydim sadece utanç derdim der.
Hayatın bir akar su olduğunu fakat insanların bu kutsal hayatı şehvetleriyle zehirlendiğini söyler Nietzsche. Nietzsche hazlarıyla, son olarak da sözcüklerle oynayıp hakikati bozarak kirlettiklerini söyler hayatı. Fakat Nietzsche daha çıkarak kendi pınarını yarattığını söyler. Bu insanların o pınardan içermediği için yaşamı daha çok sevdiğini de ekler. Nietzsche bu dünyayı gelip giderek o kadar yorulduk ki bizimle birlikte erdem de yoruldu der. Bizler mirasçısıyız ve “mirasçı olmak tehlikelidir”. Çünkü Nietzsche’ye göre bir şeyi uzattıkça bir şeyler eksilir. Bu sebeple üst insan hayata karşı kayıtsız kalamaz. O zaman der Nietzsche, bizler savaşacağız. Ruhun bir şeye hizmet etmesi gereklidir. Nietzsche’nin muhteşem bir sözünü paylaşmak yerinde olacaktır: “Eğer bir insan hayatı boyunca talebe olarak kalıyorsa hocasına ihanet etmiş demektir”

Nietzsche kendisini taklit edenlerin çıkacağını söylüyor. Bu insanlar Nietzsche’yi otorite olarak kullanıp insanları aldatmaya çalışacaklar. Halbuki bunlar Nietzsche’nin asıl değil çarpıtılmış sözleri olacaktır. Nietzsche zamanında örümceğin kendisini de sokup başını döndürdüğünü söyler ve “beni bu sütunlara sıkıca bağlayınız” der. Nietzsche’ye göre bu sütun vicdandır. Çünkü vicdan sayesinde insanlar bilgisi olmasa bile bazı şeyleri görebilecek der Nietzsche. Nietzsche kendi öğretilerinin de sütun yapılmaması gerektiğini söyler. Nietzsche kendi çağdaşları tarafından anlaşılmayacağının da farkındadır. Nietzsche üst insan değil üst insanın olması için gereken ara geçiş formunun 19. ve 20. yüzyılın insanında bulunmadığını söyler. Daha sonraki yüzyıllarda zehirler daha da artacak der Nietzsche. Fakat insanın vicdanı sayesinde tiksinti duyacağını söyler. Bu yüzden 21. yüzyılın insanının bir şansı vardır Nietzsche’de.

nietzsche'nin delirmesi ve sokrates üzerine olan düşünceleri

Nietzsche’den İnsanlara Son Mesaj

İşte tam bu noktada Nietzsche gelecekte kendisini anlayacaklara seslenir ve gelecek talebelere şunları söyler: “Ve dostlar, beni anlayanlar, bu örümcekler mağarasında(dünya) dikkat et eski bir tapınağın yıkıntıları yükseliyor(antik yunan). Ona çok dikkat et.” Nietzsche bu sözlerinde Antik Yunan felsefesine dikkat edilmesi gerektiğini söyler. Nietzsche kendisinin bu antik yunan sütununa bağlı olduğunu ifade eder. Sanıldığının aksine Nietzsche’nin Sokrates’le hiçbir derdi yoktur. Nietzsche’nin olmak istediği ama olamadığı kişidir Sokrates. Daha sonraları Sokrates kendisine çok yakın olduğu için onunla savaştığını söyler. Nietzsche bir dehadır ve çarpıcı fikirler ortaya atmıştır. Fakat Sokrates gerçek bir insan olarak Nietzsche’nin yapamadığını yapmıştır. Nietzsche’nin geleceği değiştirmek için çocuksu bir umudu olsa da bunu yapamamanın güçsüzlüğü altında ezilmiştir. Dışa yöneltemediği nefreti içe yöneltmiştir ve hayran olduklarını düşman sanmıştır sonunda. Esasen Nietzsche’nin delirmesinin sebebi de sanılanın aksine Salome’nin ona yüz vermemesi değil toplumsal canavarlara karşı bir şey yapamayacak olmasıdır. Nietzsche hayatının sonlarında şunları söyler: “Anne, tam bir aptalım.”


Yayımlandı

kategorisi

yazarı:

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir